Home » Kafein Merkezli Dünya

Kafein Merkezli Dünya

Kafeinsiz bir dünya mı? Asla!

Yeni takvim yılı 2015 ile birlikte yeni dünya düzenine de biraz daha yaklaşmış bulunuyoruz. Eski yeniciler gitti yeni yeniciler geldi de acaba birşeyler değişti mi dünyamızda?

Kahvenin etken maddelerinden kafein son dönemin yeni altın çocuğu. Pazartesin kötü mü geçiyor? çak bir kafein. Akşam spor öncesi kalp ritmini arttırmak mı istiyorsun? çak bir kafein. Hatta henüz Türkiye’ye gelmese de ağızdan alınan kafein çubukları (sanki kahveyi başka bir yerimizle içiyoruz!) gitgide yaygınlaşmaya başlıyor.

Zararlarını ya da yararlarını size bilimsel makaleler, yayınlar, o şöyle demiş bu böyle demiş diye anlatmaya niyetim yok. Araştırınca da görüyoruz ki çoğu zaman bu yayınlarda çekilmiş, öğütülmüş kahve kullanılmış. Çıkıp biri de yeşil kahve kullanarak bunların verimliliğe (hangi) etkisini, insan ilişkilerindeki yerine (var mı öyle bir şey?!) bakmıyor. Varsa lütfen iletişim formumu yeşillendirin, üzerine konuşalım, inceleyelim.

Çevrimiçi yazarların bazıları kendini kafeini kitaba çeviren olarak tanımlarken, bir kısım yazılım geliştiriciler de kafeini koda dönüştürebilmek yeteneğine sahipler. Kokain ile aynı bitkiden üretilen koka kola (coca cola) acaba bu yeni rakibi karşısında bir şeyler yapıyor mudur? Sonuçta altın çocukluktan gümüş dereceye düşen bu içeceklerin son dönemki kampanyaları, yeşillenmeleri filan pek işe yaramıyor gibi geliyor bana. Fikir arıyorlarsa iletişime geçebilirler ama önümüzdeki ramazan nasıl bir reklam çekecekleri beni pek ilgilendirmiyor. Reklamcılık, pazarlama, dağıtım ile ilgili fikirlerimiz de var ama kendimizi kanıtlama çabasına girmeyelim.

Yeni dünya düzeni ile ilgili fikirlerimizi boca etmeye başlayalım. İnce gören, biraz falso atabilen kıvrak beyinler yeni eğilimleri görebilecektir. İster eğilimlere uyarsınız isterseniz de yeni dalgaları kullanıp daha ileriye gidebilirsiniz, size kalmış.

Kahvenin çok işe yaradığı, avantajları, iş yerindeki verimliliğe etkileri üzerine yazılar, koca koca dergilerde makaleler çıkıyor. Sanırsınız sudan daha faydalı. Vücudumuzun yüzde bilmem kaçı su değilmiş de hasta aradığı taze kanı bulmuş gibi. Bu süreçleri anladığınızda tabii ki doğal geliyor, hatta bazen hak veriyorsunuz. Ben önünüze atıyorum, yerseniz (altın saat yiyen tavukların hikayesini başka zaman anlatacağız).

Ecevit bir mitinginde dediği gibi “bu düzen değişecek”, değişiyor da zaten. Takip edebiliyorsanız, sıradaki hamlenin ne olacabileceğini görmek, hangi ali cengiz oyununun oynandığını anlamak pek mümkün. Bir vatandaş peki o mitingde nasıl bağırmış Ecevit’in bu sözüne: “Düzen hayatından memnun, düzülen ne zaman değişecek?”. Asimetrik olan bu sistemde düzülen aynı kalıyor. Düzen ise dönem dönem değişiyor, bazen değişiyor gibi oluyor. Ben iktidarda olsam kendime muhalefet bir partiyi de ben yaratırım, iplerini kontrol altımda tutarım. Sürprizleri hiç sevmem 🙂 sürprizden etkilen-miş gibi yaparım.

Neyse her yazıda olmayan öngörülere gelelim. Oturmanın çalışma üzerine olumsuz etkisi ile ilgili araştırmalar artacak. Daha çok spor, hareket, çalışırken molalar vermek, hatta molalarda nasıl çalışılır üzerine haberler, yayınlar çıkacak. El üstünde tutulan bir çok özel kurumdaki gibi ayakta çalışmaya imkan sağlayan, kolayca hareket ettirilebilen masaları daha çok kişi kullanmaya başlayacak. Eski sistemi kullanmaya devam edenler geri kafalı kendi sağlığını, şirketini bile düşünmeyen insanlar ilan edilecek. E pek tabii google glass gibi ürünler ile yolda giderken, ofiste bir toplantıda (yürümek, koşmak serbest) kod yazan yazılımcılar, not alan çalışanlar ortaya çıkabilir. Klavyelerdeki tuşları da parmak hareketlerine göre konumsal yakalayabildik mi (belki LEAP gibi cihazlar, parmaklara takılacak özel eldiven vs.) bu iş daha kolay olur sanki. Ses teknolojisini toplantıda kullanırsak her gözlükten bir ses çıkar, pek uygun olmayabilir. İnsanın da takip “edilmesi” gereken bir özeli var ama değil mi? 🙂

Olmaz demeyin bir de şunları deneyin. Beyinin birden fazla işlemi aynı anda yapabildiğini kanıtlayan araştırmalar ortaya çıkıyor, o yemedi mi ön planda çalışan süreçler ve arkada plan (kimi zaman bilinçaltı) olmak üzere beyin ikiye ayrılıyor. Siz uyurken bile çalışıyor loblu, korteksli, bol kıvrımlı bu organ. Bazı araştırmalar ise beynimizin 40-50 çekirdekli bir işlemci gibi olduğunu, her çekirdekte ayrı bir işlem yapabildiğini iddia ediyor. Koca koca bilim adamları söylüyor bunu, neden inanmayalım. Hem bize sigaranın sağlığa zararlı olduğunu söyleyen ama hala içenler onlar değil mi?! İstese bırakır ama adam demek ki bilim için kendini feda edecek bir araştırma yapıyor. Biz anlamayız, o yüzden es geçelim.

Unutmayalım, varsayımlarımızı yıktıkça daha ileri gitmek de mümkün.

Bugün doğanlara okutulacak kitaplar: Zen and the Art of Motorcycle Maintenance

Photo Credit: https://www.flickr.com/photos/24151892@N06/11122645964/in/photostream/ (Please contact me if any copyright rules apply)